Sabahın kör karanlığında gözlerimi açtım yine... Bir gece önce gördüğüm o korkunç üç kare fotoğraf geliverdi. Birdenbire ve ard arda. Üçünde de bir canlının son anları paylaşılmıştı.
İlk kare- En küçük ırktam bir yorkshire terier'inin 3 yavrusu ile sezeryanden çıkmış karnı dikilmeden yavruları çevresinde, ruhunu teslim etmiş fotoğrafı. (Bu kadar küçük ırkların doğum yapmamaları gerektiğini bilmesi gereken sahiplerinin süt anne arayışı ile koymuş olduğu bir fotoğraftı.)
İkinci kare- Bir ineğin ayaklarının dibinde yavrusu karnı yarılmış, bağırsakları dışarıda mezbahaya götürülmek üzere kamyona bindirilişi.
Üçüncü kare- Sarı küçük bir kedi yavrusunun yine bir cani tarafından üzerine benzin dökülüp yakılması ve yavrucuğun çılgınlar gibi alev alev koşması. (bu arada videoyu sonuna kadar izleyemedim ancak nedir bu diye anlayana kadarki bakışım)
Bunları özellikle arayıp mı buluyorum? Hayır! Sosyal medyada sayfalarımda gezinirken göz attığım paylaşımlardan birkaçıydı. Ama öyle bir kazınmış ki belleğime beni 04:00'te mide bulantısıyla uyandırıp bütün gün hasta ediyor...
Bu canilerin nasıl ve kimler tarafından yetiştirildiklerini düşünüp, bu acımasız dünyada işkenceyle ölen canlar için uyanıp uyanıp ağlıyorum. Bu canavarlarla aynı dünyada yaşamaya dayanamıyorum.
Bunları yapanların, neden olanların, aynada gördükleri canavarları merak ediyorum!
AY
NA